9 Nisan 2012 Pazartesi

ALMA…


Eğer birine verecek yüreğin yoksa…Ona umut verecek gözle bakma…Oda sen diye yalancı sevgine bağlanmasın..Sen hiç düşünmeden onu terk ederken….o umutsuzca uçurum kenarında gezer, en derin yerinde seni arar..


Uçurumun kenarında düşmek üzere olsam ve sen orada bir dal olsan düşüpte ölmekten değil…seni kırmaktan korkarım..


Ne olur verecek yüreğin yoksa..Yüreğimi alma…
ALMA.......

AYRILIĞIN SENİ Mİ!! ÖLDÜRDÜ, BENİ Mİ!! HİÇ BİLEMEDİM.:(


O gitmeyi kafasına koymuştu…gidecekti hemde çok uzaklara gidecekti…Onun ki gitmek değil, belkide kaçmaktı.Her karşılaştığında gözlerine bakıp erimektense gitmek en güzeli dedi!!!Gittiii…………


Hiç tanımadığı , kendisine belki de yarinin ayrılık sözleri gibi uzak bir şehire , ayrıldıktan sonra sevdiği kadar yabancı bir şehire gitmek..Önceleri kendini kandırmıştı, ”en güzelini yaptım.”….Zaman geçtikçe sevdiğine olan özlem onu bu yabancı şehirde daha da yalnızlığa sürükledi.Neyi nasıl yaptığını da unutturdu…Sadece yaşaması gerektiği için yaşıyormuş..Gözleri eskisi gibi gülmüyor .hatta tebessümü bile zoraki..


Yalnız kaldığı zamanlarda hep yalnız dı zaten. Öyle güzel hülyalara dalardı ki..Kendisi de anlamazdı..Gerçek mii!!! rüya mı..Sevdiğinin elinden tutmuş, o her zaman yürüdükleri yoldalar mı yoksa sahildeki o bankta denizin o çarpan soğunda, sevdiğinin usul usul sokularak, üşümüş ellerini tutup, sıcaklığıyla onu sarması mı !!!!! artık ayıramaz bilemez olmuştu.Hangisi rüya , hangisi gerçek..


Pazar günleri onunla yaptığı kahvaltılarda mı rüyaydı..Yok olamaz daha dün akşam beraberlerdi. Bitanesi için en sevdiği yemekleri yapmış..Tıpkı denizi andıran deli mavi gözlerine bakarak sohbet etmişti..Hatta bitanesi dizine yatmış, oda onun saçının her telini koklayıp, okşamıştı..Günler günleri kovalıyor..Daha da içine kapanır olmuştu..Heran birtanesi yanında her yerde onla konuşur , gezer, bakar olmuştu..En sonunda iş arkadaşları buna daha fazla dayanamayıp, kiminle konuştuğunu sormuşlar..Eliyle boş bir sandalyeyi gösterip..”birtanemle ” demişti..Arkadaşları daha da üzülmüşlerdi..Ona karşında kimse yok diyemediler..Taki bir gün olamayan sevgilisine araba çarpana kadar..O andaki heyacanıyla olduğu yere yığılıp kalmıştı..Birtanesi ölmüştü..Hastanede gözlerini açtığında ilk sözü ” öldü değil mi ” olmuştu.. Doktor kim diye sordu..” sevgilim yanımdaydı, araba çarptı, onu getirmediler mi yoksa..””
AYRILIĞIN SENİ Mİ!! ÖLDÜRDÜ, BENİ Mİ!! HİÇ BİLEMEDİM.:(





Doktor ona yolun ortasında birden bire bağırmaya başladığını !! ”sevgilime araba çarptı ölüyor, yardım edin ” diye bağırırken bayıldığını ama yanında kimsenin olamdığını, hatta o yoldayken o yolda hiç araç olmadığını söylediğinde , başında aşağı vücudu yanmaya başlamıştı..Yeniden bayılmıştı..Tekrar uyanması günler sonra oldu.Ama bu sefer gerçekleri görerek..SEvdiği yoktu …Yabancı bir şehirdeydi..Ve yalnızdı..Birtanesinden ayrılmak ona bu kadar ağır mı gelmişti..Bir hoşçakal bile diyemeden gitmişti .. o şehirden…Ve şimdi asıl ayrılığı yaşamıştı.Yaşamıştı, çook sevmişti..O kendisini terk etmedi… sadece ölmüştü….

YOKLUK GİBİ...


Yalnızlar limanın da dilim lâl….Martılarla göz ucu  temasıyla konuşur oldum…Onların hayatta kalma mücadelesi…Açlığa simit ararken…Ben sensizliği açlığında…Ölümü protesto etmişim..


Bir tek ölüm gelmesin….



Gözlerim mavisinde takılı hala….seni bekler..Deniz hani bana…seni getirecek ya…!!!


Yoksa denizi ondan mı çok seviyorum ben…..


Gözlerinin karasına mahkumum ya…..Gecenin alaca karanlığına teslim olmuş gibi..!!!!!!


Yoksa geceler bizi hiç sevmedi mi???


Ahhh bu yokluk misali arayışlar yok mu!! Gecenin karası, denizin mavisi bahane…


Sensizliğin gün dönümü…Yoksunya…Gülmeyen gözlerime “sen” tümcesi…

4 Nisan 2012 Çarşamba

GİDİYORUM..


Kalp sancılarım var…Nedir..Nedendir …Bilemediğim..


Adını koyamadığım…..


Bu günümü ….başka günlere kurban eden…


Aşka kıyamet olmuşum..


Gidiyorum..

MAZİ KALDIN YA???????

Ruhumun derinliklerinde, açılan yaralara kızar gibiyim..neden açıldılar bilmem ki.. …Hep yalnızlığın hep çaresizliğin acısınıyaşamak..birde hayatta ki keşkelerim yok mu!!!!!! deli ediyor beni….Yıllar öncesine gidip,seni bulmak istiyorum.. Kaybolmuş, bitmek bilmeyen sancılarım..Seni düşünüyorum ya..kaçı verdiler.Senli dakikalar bile ayrı mutlu edermiş beni…. Sonrası yine bitmeyen acı…Neden beni bulur bitmek bilmeyen acılar…Sen gittin diye mi???????   Küçücük yüreğimle kocaman sevdim ben seni…Harf harf..hece hece anlam katıp büyüttüm yüreğimde seni…. Belki sen hiç sevmedin beni….Ben büyüttüm belki de sevgiyi tek başıma….Küçücükken kırılmasın diye itinayla baktım, dinledim..Biraz daha büyüttüm..Yanlışlarını kabul ettim..her kabulum..ardından gelen ihanetle yıkıldı..   SEnde olmayan sevgiyi ben büttüm…sen de hiç yoktu ki…şimdilerde kalp atışlarıma bakıyorum..Onlar daha bir gerçekler..Artık senli olmayan sevdalara bakmıyorum…Sadece mazi eski bir defter.

ULAŞAMAZLAR


Haydi gidelimyüregim, bu sehirden


bu sehir koparmak istiyor beni özlemlerimden


agliyorum..


cunku aglamamin seni sevmek gibi bir anlami var


yinede seni sevmekten duydugum mutlulugun tadina dusmanlarim


ULASAMAZLAR….

MUTLULUK

Mutluluk, bir yaz denizinin karşısında, bir ağaç gölgesindedir. Tedirgin edilmeden üstünde uyunan bir toprak parçasındadır. Bir bahar sabahında çıplak ayakla koşulan ıslak çimenlerdedir. Sıcak bir günün bitimine doğru, birdenbire esiveren serin bir yeldedir. Güvenli bir düşüncenin aydınlığında, uygun bir sesin titreşimindedir. İstekle ısırılan bir peynir diliminde, yanarak içilen bir yudum suda, ö…zlemle aranan bir fincan kahvededir. Bakkaldan alınan bir paketi taşırken dergilerden yapılmış kesekağıdında göz ucuyla okunuveren güzel bir sözdedir. Günün ilk aydınlığında, gecenin son karanlığındadır. Özlenen sevgilinin dudaklarındadır. Bir annenin okşayışında, bir babanın bakışında, bir çocuğun gülüşündedir.Ve tabi kalbinin sahibindedir.